rica

egepen dikonik reklamlarını yapan arkadaşlara bi ricam olacaktı. yapmayın. lütfen. ne yağmur ne rüzgar ne gökgürültüsü ne yazın sıcağı ne kışın soğuğu hatta ne titanik batmaları ne tsunamiler ne istanbul yangınları ne 1. dünya savaşı ne buzul çağı sizin kadar zarar verdi bünyeme. lütfen. ...

  

anında ve doğru haber

televizyon seyrediyodum, yani mecburen. pc salonda duruyo ve babam bi kaç günlüğüne istanbul'da. dolayısıyla 2 gündür pc başında otururken bütün haberleri göz ucuyla izlemek zorunda kaldım. dün tgrt'de maymunlarla ilgili bi haberin ardından ameliyat olan bi ayıyla ilgili bi haber, ondan sonra da penguen deve dostluğu muadili bi haberi izleyince her şey güllük gülistanlık diip keyifle sızmıştım. bugün aynı sükunet yoktu. buna rağmen ayıları ve penguenleri özlemedim. ...

  

esta sizler için öteki taraftan bildirdi

cehennem diyodum, acaba bu dünyada yapmaya başlayıp yarım bıraktığımız tüm işlerin devamını yapmaya zorlanacağımız bi yer midir? yani mesela yıllar önce elimize bi kağıt ve bi kalem alıp bir şeyler çizmeye başlayıp, sıkılıp kağıdın bi köşesine başka bişiyler çiziktirip, başka bi yerine smileyler falan koymuşsak, sonra haliyle bunalıp kağıdı göremeyeceğimiz bi yerlere kaldırmışsak öldükten sonra elimize o kağıdı verip bunu anlamlı bi resme dönüştür ...

  

babam, oğlum, derinliklerim ve o adam

Öteden beri bi uyku sorunum var. normal bi saatte yatıp normal bi saatte kalktığım pek az zaman oldu. randevular kaçırdım, insanlarla bozuştum. İnsanlarla bozuştuktan sonra bozuştuğumu hep unuttuğum için bu kısım pek mühim değil. uykuyu düzene koymanın bildiğim tek yolu günün ilk ışıklarıyla ve uykuluyken evden çıkıp geceyarısına kadar dışarda kalmak. böylece bütün enerjiniz tükenerek eve döndüğünüz için kendinizi doğrudan yatağa atıp mışıl mışıl ...

  

vudi bi sus!

bu kadar yıllık hayatımda canıma okuyan isimleri saymam icabederse -asla böyle bişi gerekmez- başta vudi gelir. yıllar önce kanaldan kanala geçerken bazen ve kazara gördüğüm; çok konuşuyo diyip bi kaç dakika bile tahammül edemediğim bu beyamcayla homur bey sayesinde tanışınca hayatım altüst oldu. yalan söylüyorum. benim hayatımın hiçbi zaman üstüne gelecek bi altı, altına gelecek bi üstü olmadı. ama işte kadın-erkek ilişkileri konusu geçince eskiden beynim ...

  

ben de arif susam olucam

estafirildak yine uyuyamayarak yataktan kalksın. evet, o estafirildak. ben değilim. ben çok sıkıldım estafirildak olmaktan. o olsun. uyuyamamış çünkü aşağıda bi grup velet karları yuvarlayıp göbek ve kafa yapıyo. bunu yaparken bağırıp duruyo. şekil verilebilen başka hangi icadı gördüğünde insan derhal göbek ve kafa yapar? siz hiç pasta hamuruyla göbek ve kafa yaptınız mı? peki seramik hamuruyla? peki bildiğimiz çamurla? peki sümüğünüzle? peki macun silgilerle? ...

  

18+ nesquik topları

aniden karar verdim. şimdiye dek kötü olmuş olabilirdi. becerememiş olabilirdim. o org-ani-zma'ları dünyaya getirmiş ve hakettikleri ilgiyi göstermemiş de olabilirdim. evet, gerçekten başarısızdım. ama dünya bi kez daha denemek için biçilmiş kaftandı. mutfakta tüm malzemeler vardı. portakal ağacı'nda geziyodum. bunu buldum. tarifi okumalı ve hatta bu toplardan yapmalısınız. lezizler. hatice hanım'ı kıskanmamak mümkün değil. benim yaşlarımda ve çok yetenekli. ama ...

  

lök diye!

benden iki yaş büyük. yani burada işleyeceğim bütün suçların cezası dünyaya hem benden hem de suçlarımdan tam iki yıl önce gelmiş. aslında bu iş hep böyledir. ceza zaten vardır. suç sonra işlenir. yani suç daha önce başkaları tarafından işlenmiş olduğundan ceza konmuştur. yani siz suçu işlediğinizde cuk diye bi cezanın üstüne oturursunuz. dünyaya gelirsiniz ve abinizin kucağına oturursunuz. bir kardeşe sahip olanlar bilir. kendisinden daha büyük bi kardeşe ...

  

kalktım, sana geldim

burada oturmuş bi gün ışınlanma denen şey gerçek olursa neler olabileceğini düşünüyodum. (holivud filmi repliği; adam az önce kavga ettiği sevgilisini düşünür ve evine gider. sevgilisi neden geldin diye sorunca evde oturmuş neden böyle davrandığımızı düşünüyordum diye anlatmaya başlar. barışırlar. ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.) google earth'de new york'daki saint bilmemne kilisesinden muş'a ulaşımın nasıl olabileceğini soruyodum. bi sonuç vermedi. ...

  

beni sevmeyen ölsün

şimdi biliyosunuz internetle gerçek hayat arasında bi takım farklar ve bu farklara rağmen yürüyen mutevazi bi ilişki var. bunu da biliyosunuz ki internette severek izlediğimiz adamların gerçek hayatta bi takım hareketleri tavırları yürüyüşleri kahve içişleri falan var. daha kötüsü de internette yaşayan bu adamların gerçek hayatta gerçek birer isimleri var. mesela nicki fucker adamın fakat gerçek ismi mahmut, nicki betty ancak gerçek ismi cevriye, nicki ceymscoys lakin ...

  

dınn dınnnn

hep aynı manzara. bizim evde bayrammış kandilmiş yılbaşıymış böyle şeyler babamın yüz ifadesinden belli olur. kendisi üç milyon yaşında ve bu kadar zamandır istemese de geniş bi çevre edindi. hesaplı davranamadı. ileriyi göremedi. ileride insanların bu tip yıldönümü icatlarını falan sms aracılığıyla kutlayabileceğini hiç düşünmedi. düşünseydi küfesinden asla çıkmazdı. arkadaş sayısı geometrik artarken babamın teknolojiye ilgisi hep aynı kaldı. internette ...

  

çay dizileri

Şimdi biliyosunuz dünya şehirlerle dolu. Bu şehirlerde caddeler, caddelerde sokaklar, sokaklarda apartmanlar, apartmanlarda daireler ve bu dairelerde huzur içinde, küçük fakat sevimli, fakir fakat mutlu, içlerinde kocaman duygular taşıyan milyonlarca küçük aile yaşıyo. Ne kadar güzel. Kabus gibi! Bu kabus gibilik yetmezmiş gibi, bu minimini çok şeker ailelerden yüzlercesi de televizyonlarda. Bi saniye tv başında oturup da delirmemek mümkün değil. Hangi kanalı açsam bir ...

  

ayşe özgün-hem de-her gün

kadının sesigillerden bi program seyrediyodum, aklıma geldi. insanlar evlerini terk ediyolar, kaçırılıyolar, kovuluyolar, kayboluyolar ve yakınları tv'de eve dön diye sesleniyo kendilerine. onlar da programı arayıp iyiyiz şöyle oldu böyle oldu falan diyolar, buluşuluyo, ağlanıyo, kutlanıyo falan ya. anlamadığım nokta şu; yani bu insanların başına bu kadar vaka geliyo. neden geliyo? oturup tv izliyolar sonuçta. mesela evlerinden kaçan genç kızlar rahat rahat serap ezgüyü ...

  

üzülürmüşüm

"napıyorsun şimdi?" dedi. "hiiç" dedim, "aylak aylak geziyorum". "nasıl hiç?" dedi. "hiçbir şey yapmıyorum" dedim. (aslında yapıyorum, mesela aylardır en rahat oturma pozisyonunu arıyorum, kaç yastıkla daha rahat uyuduğumu öğrenmeye çalışıyorum, günde kaç saçımın döküldüğünü sayıyorum, yaşımı hesaplıyorum, kendi istatistiğimi tutuyorum.) "ama olur mu, bak güzel yerleri kapıyorlar, kalırsın kötülerine." dedi. sıkıldım hmmladım ufladım içimden, sonra ...

  

ya ba nc ıl a.......ş

şimdi, ben, bu pek çok şairin, yazarın, ressamın ve dahi ciguli'nin "mısırdan arpaya, cevizden buğdaya, sonunda çorbaya düşeceeeaaksin horozım" dizeleriyle anlatmaya çalıştığı topluma yabancılaşma, içine gömülme, bilmediği bi gezegenin tozlu yollarında yürüdüğünü sanma falan gibi hissiyatların kökenini az önce bi çırpıda çözüverdim. tabi çözünce üzülüyo insan, kendi -lık'ı (insanlık) adına. bunca yıl çabalamışlar yazık, diyo. bi kaç dakikamı ...

  

blaupunkt

internete bağlı bi bilgisayar başında iki kız oturmaktadır. arkalarında dikiliyorum. 1. arkadaş: ya ben nasıl öğrenicem ki o otobüs tarifelerini şimdi? ben: ya ara işte nette vardır. otobüs tarifeleri diye ararsın. arkadaş bi tarayıcı penceresi açar. adres çubuğuna "otobüs tarifeleri" yazar. tabi ki sayfa bulunamaz. biz ondan bulamadık ama music için buralar fun için buralar var diyen sayfa açılır. bi yerinde de business için de buralar yazar. 1. arkadaş: anaaa buldum ...

  

saçın da ibik gibi

bi gün karşıma benden nasihat isteyecek kadar salak bi velet çıkarsa kendisine olayları birbirine karıştırmamasını tembihlicem. yani mesela kardeşin gelip "abla noluyo yaa, disko mu ev, ne açtın müziği bu kadar" derse kendisine "ulan kayınağacı, altını üstüne getirmişsin cdlerin. sinirlenmemek için açıyorum müziği böyle hem sen geçen gün aldığın borcu da ödemedin, bıkmadın mı porno indirmekten ya bak senin yüzünden google bile açılmıyo kapa o programları ...

  

kızlaaar, oğlanlaaar, kafaaaam!

Coğrafya bilgim biraz zayıftır. Mesela dünya dönüyo da nereye dönüyo, pek emin değilim. Aynı şekilde, yatağınıza yatıp elinizi gardrobun olduğu tarafa doğru uzattıktan sonra baş parmağınızı işaret ve orta parmağınız arasından geçirmek suretiyle hareket çeker, bütün gece bu şekilde sabit kalırsanız, dünya döndükçe hangi gezegenlere hareket çekmiş olursunuz. Her gece bu şekilde uyursanız ömrünüzün sonunda evrenin yüzde kaçı sizin bu hareketinizden nasibini ...

  

sperman

az önce dışarıda bi yerde oturmuş simit yerken üzerinde "sperman" yazılı ve superman armalı bi tişörtü olan bi adam bana baktı. bakmakla kalmadı, göz de kırptı. sonra gerçek supermanin gözleriyle yapabildiklerini düşündüm. içimi bi korku sardı. hayır, superpipi falan desen belki etkilenecek bi iki kız bulursun. sperman ne ya. korku filmi gibi. adamı görünce aklınıza kürtaj geliyo. birisi o adamcağıza her şeyin doğrusunu anlatmalı. ben değil. ...

  

evet "ugh"

aynı anda ağrıyan bi kaç organınız varken yazı yazışınız çok değişebiliyo. mesela aynı anda "annannanı" ağrıyan "uffff" bi kaç "imdaaat" organınız "bu ne be" varken "oha midem de" yazı "ne yedim lan ben" yazışınız "direnme yat" çok "allah" değişebiliyo. ...

  

bu biiiiir

kutlamalardan hoşlanmam. kutlicak bişi olduğuna pek inanmam. yani bence dünyanın arka tarafında bi kelebek kanat çırpıyosa burada kutlanacak birşey yok demektir. bişiler oluşuyo, sürüyo, yok oluyo. biz günlerin 24 saat olduğunu bilmeden önce de böyleydi. denize girmek ve yüzmek de misal mayo icat olmadan çok önce vardı. sinirlenmenin alemi yok. bu konuyla alakasızdı. neyse. istikrarlı bi hissiyata bürünebilecek kadar şehmuz değilim. bugünlerde çok efkarlıyım. vebihamdik ...

  

yürek yarası

şöyle bi durum var. babasına içtenlikle küfrettiğim insanoğlunun yürek yarası şeklinde ifade ettiği şeyden oldu bende. ama ağzımda. yani aslında radyo dinliyodum. radyoda aynı bende olan şey tarif edildi. öyle tabipler derman bulamıyomuş, zaten hiç bi tabibin de yaklaşması istenmiyomuş. aaa benim hastalığın teşhisi konmuş dedim. şarkıcı yürek yarası şeklinde çığlık attı aynı anda. 1 haftadır menüm şu. sabah kahvaltısı: yoğurt, öğle yemeği ezilmiş ...

  

kaçırinojen

okula gittim. fazla güneş halüsinasyona neden oluyo mu bilmiyorum ama (çürük şeftali ve kahve bi arada tüketildiğinde kesinlikle halusinojen, bilim dünyasına armağanım olsun, sonra anlatırım.) çok garip şeyler gördüm. koridorda topuklu terliklerine galoş geçirmiş, elinde fare kafesiyle laboratuvara doğru yürüyen bi bayan gördüm. gerçek olamazdı. galoş bi yere kadar geçerdi yani. topuklu terliğe kadar değil. işim aynı laboratuvarda olduğundan ardından içeri girdim. ...

  

yağmuru tepeyim

yağmur başladı az önce. pencereden sesini duyunca bünyemin bu sıcakta arızaya girmeyiş nedeninin, nasılsa yağmur yağınca ıslanacağını düşünmesi olduğu fikrine kapılıp terasa çıktım. romantik filmlerdeki gibi yukarı baktım. doğa ne güzel falan derken asabım bozuldu. bana göre bi insanın huzurlu olabilmesi için yüzünün her santimetrekaresine eşit sayıda yağmur damlası düşmesi gerekiyo çünkü. öyle hadi burnumun sol köşesine de falan derken ne lan bu diyip ...

  

görevlidir belki

gece bekçilerinin alternatifi yok. holivud filmleri asla alternatif bi gece bekçisi fikri ortaya atmadı. işte kahramanlarımız öyle planlarını yaparlar, casino ya da müze falan soyulcaktır. zavallı bekçilerin(bunların başka bi ismi vardı) adı soygun planında ancak bi kaç saniye oyalancak kişi olarak geçer. ellerinde kahveleriyle gereken anda başka bi yere yönlendirilmek için filmlerde yer alırlar. illa ki salaktırlar zira ya maç izlerler, ya pornoyla meşguldürler ya da ...

  

kalifiye eleman

insanın kafası az çalışınca sürekli kendiyle ilgili şeyler düşünüyo. mesela eskiden benim kafam çok çalışırdı ve neden hoşlanıp neden hoşlanmadığıma dair en ufak bi fikrim yoktu. nasıl bi insan olduğum da hiç umrumda değildi. herkesi de severdim. şimdi hayatıma soktuğum insanları beğenme kriterlerimin ne kadar arttığını görünce şoktan şoka girdim. misal dışardayım. yürüyorum. aha beynim elemeye başladı. bu adam çok yakışıklıymış, kıyafeti de ...

  

kötü hissetmek?

Bugünlerde bildiğim diğer günlerdekinden çok daha garip bi insan oldum. Üzerimde böyle bi durgun, vakur bi tavır, bi aldırmaz, oturduğum koltukta uyuyabilir, boş boş onlarca saat bakabilir bi hal var. Ancak kendi ruh hallerime öyle isimler falan takmayı beceremediğimden “geçer”demekle yetiniyorum. Fakat aslında geçmese de neden geçmedi ki, demem. Hayat şöyle bişi. Bazen iyi hissedersiniz. Bazen kötü hissedersiniz. Nasıl hissettiğiniz çok önemli değildir. Mühim ...

  

milli bayram dini bayram

potasyum'dan gelen istek üzerine milli ve dini bayramların arasındaki farkı ve milli bayramların birbiri arasındaki farkı bugün anlatıyorum. efendim durum şudur. dini bayramlar hakkında asla resim çizmedik. bu yüzden kendilerini çok severiz. bunların özelliği budur yani. milli bayramların birbirleri arasındaki farkıysa resimle anlatmak istedim. bakınız birinci tablo bu; bu resim klasik 23 nisan resmidir. dünya üzerinde yayılmış olan çocukların sadece kafası görünse ...

  

esta naapmış duydun mu?

arkadaşlık kurumu hakkında söylemek istediğim çok şey var. aslında arkadaşlık dediğimiz ilişki türü en hazzetmediğim ilişki türüdür. yüzyıllar önce yeni insanlarla tanışma hevesini bünyesinden tamamen kaldırmış bi insan olarak arkadaşımız olursa başımıza neler gelir mevzuunu deşiciim. örneğimize geçiyoruz; bi arkadaşım vardı. benden beter pasaklı pis kirli bi tip. hayatında bulaşık yıkadığını mutfak temizlediğini falan pek sanmıyorum- eminim, sanmadığıma ...

  

hadiii gülümsaaa

öyle 35'ine 40'ına gelmiş başarılı işkadını olmuş, fakat evlenememişlerden birisi geçenlerde tv'de gülerek hatırlamak hakkında bişi söyleyince gülmekten yerlere yattım. şimdi anlatsam komik olmaz ancak özet geçmek gerekirse kadıncağız 6 yaşında başına gelmiş bi vakayı anlattıktan sonra "bi gün gülümseyerek hatırlicam" dedi. sonra ben de zihnimde küçükken beni allak bullak etmiş ancak şimdi gülümseyerek hatırlayabileceiğm bir şeyler canlandırmaya çalıştım. ...

  

bugün

bundan yağdı buraya. şaka gibi. ama gerçekten yağdı. ...

  

mevsim itibariyle

bu mevsimde beynimden her gün bi kaç dakika illaki geçeni özetlemek gerekirse; hava güzel. ee? nebiliim dışarı çık. niya ki? dışarı çıkmak daha kolay bu mevsimde mont falan yok güneş de yakmıyo. ee? rüzgar saçını okşar terlemezsin üşümezsin. saçımı tararken de terlemem üşümem. temiz hava alırsın? pencereden giren de aynı hava. burnumu çıkarıp solurum, yeterli. güneş parlıyo. kendisine bakamıyorum bile banane. ya bak insanlar falan cıvıl cıvıl. hee cıvıl. ...

  

ama emin değilim

hayatımın hiç bi döneminde televizyonla iyi bi ilişkim olmadı. yani, gerçekten istedim. benim de takip ettiğim diziler, programlar falan olsaydı, beklerken zaman daha hızlı geçseydi falan diye. en son muhteşem ikilinin digitürkte tekrar yayınlanacağını duyduğumda gerçekten artık bi dizi izleyebilicem dedim. ancak bu hevesim de dizinin ikinci bölümünün ardından kurudu gitti. beğenmemekle ilgisi yok. misal şimdi evli ve çocuklu yayında olsa ben yine her bölümünü kaçırmaya ...

  

üçikibir

çok heyecanlı bi hazırlık sürecindeyim. yarın gidip yıllardır ertelediğim işi yapıcam ve göz muayenesi olucam. oraya gözlükle gitmem lazım. zaten bu gözlerle izlediğim ocean's twelve de ketrin zeta cons'un oynadığını bile filmden sonra konuştuğum bi arkadaşımdan öğrenmiştim. tanıdığım insanlarla bi süre bahsini hiç duymamak, birlikte izleyelim triplerine kurban gitmemek için görüşmicem. 6 mayıs cumaya geliyo. demek ki pazartesi. gündüz 12 sularında sinema ...

  

yani, öyle umuyorum

sevgili muhabbet kuşum(cevdet) hopucukbopucukcöpücükböpücük demeyi öğrendi. önceleri mutlu musun falan demeyi öğretmiştim. o soruyodu ben de yöö diyodum anlaşıyoduk. ama dahice geliştirdim bu planı. bi tek benim anlayabileceğim şeyler söylicek artık, artık benden başka kimse yeteneklerinin farkında olamicak. bu sayede evimize gelen hırsızlar "aaa bu kuş konuşabiliyo, demek ki yetenekli para eder çalalım bunu da" demicekler, kuşumu vermem hulen diye direndiğimde kafamı ...

  

kanlı mı olacak, kansız mı?

İnsan bi kaç saniye düşününce karşısına çıkan her sorunun bi nedeni olması gerektiğini tahmin edebiliyo. Nedenin ne olduğunu bulunca sonuca ulaşmak da kolay haliyle. İşte nedenin ne olduğunu bulma kısmı sanırım bu hayatın en keyifli kısmı. Lan nerde bu çakmak ? Heh yere düşmüş! Ne güzel. Fakat benim başıma hiç gelemedi. Yani insanların hayatı bi yerlerden idare ediliyosa ve birilerinin sorun üret sorun çöz şeklinde tanımlanmış görevleri varsa, benle ilgili ...

  

şerefsizim

benim tespitim dondu. algım durdu. beynim cozurdadı tersyüz olmuş yaban gülleri gibi bencileyin. gidip yüzümü yıkıyım bari. ...

  

gördük

geride bırakmak için ilerlemek lazım. durduğun yeri bilmek için diğerlerinin durduğu yeri bilmek yeterli midir kestiremedim fakat şu an. zaten daha önce de kestirememiştim. numara yaptım şimdi. geriye sayıyoruz. geçmişimize bakıp fotoğrafları getiriyoruz gözümüzün önüne. sonra o fotoğraflardan herhangi ikisini ardarda koyup anlamlı bi görüntü oluşturmaya çalışıyoruz. olmuyor. bulunduğumuz herhangi iki mekanı düşünüyoruz yanyana. yakışmıyor. ağzımızdan ...

  

ne lan bu!

kafamda muhteşem bi dünya kurdum. kusursuz yani. her şey kusursuz. sonra kapısına iki nöbetçi kodum. salmayın dedim buraya uymayan kimseyi içeri. sonra bi girip bakıcam dedim. almadılar beni içeri yaa. ...

  

öpöz urfalı

oturdum kebapçıya. adana mı yesem beyti mi yoksa kuzu şişe geri mi dönsem derken çok efkarlıydım. kuzu şiş ve ayrana karar verdiğim sırada çok mutsuzdum. kabarmış koskocaman pidenin kabarığı gitmeden ezmeyle içini doldurup sularını akıtarak yerken ne kadar yalnız olduğumu düşündüm. şişlerim masaya boylu boyunca uzandığı sırada kararsızlıkla titredi ellerim. söğüş biber mi domates mi daha leziz diye düşünürken aslında açlığı ve sefaleti düşünüyodum. ...

  

imdak hanım ve durumun çaresi

soyunma odasında ve bi soyunma kabinindeyim. giyinmiyorum sadece sakin olmaya çalışıyorum. ama sesi geliyo. yine dışarıda. 55-60 yaşlarında bi kadın. ismini imdak koydum. oğlum da diyor. ben gibi sanatçı. ay ne hoş diyor diğer kadın. güzel evet diyor sanatçı olmak. bilkentte diyor bişi dersi de alıyor ve ücret ödemiyor. bence zaten sanatçılara daha çok imkan vermeliler bu gibi. -ulan bilkent senin embesil oğluna ücretsiz ders mi veriyo? eminim seninki gibi pasparlaktır ...

  

domatesin yanındayım

smith'lerden birisi neo'yu dövmeye gelirken domatese basıyo bi tane. cırk diye eziyo. giydim siyahları taktım gözlükleri, bakın sizin kıpkırmızı lepleziz domatesinizi de böylece ezdim tavrı var adamda. o sahneye o domatesi koyarak domatesi küçük düşürmeye çalışan yönetmeni esefle kınarım. hey yavrum domates de ne adam koskoca neo'yu dövücek dememiz isteniyo ama hayır. ben domatesin yanındayım. smith'den de neo'dan da menemen yapılmaz zira. savunucam domatesin hakkını. ...

  

arak değil esinlenme

gelinim olur musun? size anne diyebilir miyim olmadı baba diyebilir miyim? falan yarışmalarına rakip yeni projem olarak; hani amca baba yarısıydı !? gururla sunarım. emrah kıvamında 10 adet genç bi eve toplanacak. evin odalarının herbirine hatta banyolarda klozetlerin tam karşısına yerleştirilen ekranlardan gençler başka bi eve toplanmış anneleriyle amcalarını günde en az 18 saat sürekli izlemek zorunda bırakılacak. amcalara sürekli ginseng kökü verilmesi ve yarışmanın ...

  

başına iş gelmiş insan güzelliği

bi yakınını kaybetmiş insanları çok seviyorum. yani en sevdiğini değil ama yakınını. tanıdığı birisini. bazen diyorum ki acaba böyle herkesle tanışabilen insan güruhu o herkesle herkesin bi tanesi öldüğünde soranlara tanırdım tabii ki demek için mi tanışıyo. yani dünyadan iki kişiyi tanıyosanız sizden önce belki birisi ölür. ama üçyüz kişiyi tanıyosanız bi tanesi bu sene kesin ölür. bi tatsızlık çıkma ihtimali daha yüksek. ben açıkcası herhangi ...

  

hayat zaten

nette tsunami felaketinden sonra enkaz kaldırma ölü toplama kayıp arama çalışmaları bitmemişken ellerinde bira şişeleriyle kumsallarda güneşlenen ve çok eğlenen turistlerin resimlerini görünce aklıma ismini bi türlü hatırlayamadığım bi kadın geldi. sanırım psikologdu kendisi. sabahları ya program yapar ya da programlara çıkardı. "hayat zaten kötülükler arasından iyilikleri ayıklamak ve bulduğunuz iyilikler sayesinde yüzünüze bir tebessüm yayabilmek diil midir ...

  

tengerçöpük*

"...bu azim ve çaba gelecek nesiller için bir gayret örneği olsun... bu yola özel bir örnek vermiş olan genç hekim süreyya ülkeri bu bakımdan da kutlamak isterim." ord. prof. dr. bilmemkim "yorulma bilmez dil ülkücüsü, genç doktorumuz süreyya ülkerin şu yapıtı...imrenilecek bir emek ürünüdür... dr. süreya ülker, adını şimdiden hekimlik tarihine geçirmiştir." TDK öncel genel bişiysi "bundan sonra hekimlik alanında yazarlara... düşen görev... süreyya ülkerin ...

  

böyle de güzel

annem bana kız olacaksın dedi. ben de olacağım anne dedim. annem sonra böyle mi olacaksın dedi. ben de böyle mi olacağım dedim. fotoğraf çektim. annem sonra topladı götürdü hepsini. ben de teşekkür ettim. böyle de güzel konulu fotoğraf çalışmamı sunarken gururdan ellerim titriyor. gözlerim kamaşıyor. evet. şurda ...

  

ospitigötcük

ayfer vardı ilkokulda bi tane. şınanayın ikinci kısmını bildiği için habire hava atıyodu bize. bi gün tvde kayahanın soyadını söylediler. ertesi gün okula gidip biliyo musun ayfer kayahanın soyadı han diil acar demiştim. ayfer çok pis göt olmuştu. feci komuştum lafı. şimdi kendimi daha iyi anlıyorum. zaten şınanayın ikinci kısmını bi düğün salonunda bi urfalıdan dinlediğimde bütün sözlerini ister istemez ben de öğrendim. ben ortaokuldayken bi ospitigötcük ...

  

abuk

bazen, tanıdığım bütün insanların bi araya geldiğini düşünüyorum. amanın! düşündüğüm odadan da kafadan da kaçasım geliyo. sakiiiin, olmicak böyle bir şey diyerek sakinleştiriyorum kendimi. yani, aslında eğlenceli. ben aslında bi tanıdığımı bi başka tanıdığımla sanırım hiç tanıştırmadım. böyle daha iyi. insan her şekle girebiliyo. birisiyle sigaranın bünyeye yaptığı kalıcı hasarları tartışırken diğeriyle sigaranın bünyeye yaptığı kalıcı ...

  

gider bu

dedi ki; "birisinin bana gelip heyecanlı heyecanlı planlarından bahsedişini sessiz sakin dinlerken acaba benim ne diye planım yok bi dakka yanlış bişeyler mi yapıyorum diyorum. ama hiç bi plan yapmamaya devam ediyorum. öyle duruyorum dümdüz. aylarca ses çıkmıyo o adamdan. sonra gelip hiçbirisini beceremediğini söylediğinde o mutsuzluktan inlerken ben zevkten dört köşe oluyorum. işte diyorum bu kadar güzel bi yer dünya. hiçbirşey yapmadığın zaman zevkten dört köşe ...

  

aziz mideme

sevgili ben, biliyorum durum kötü. ruhum bedbaht sarsılışlar sersem yaradılışlar kazara inanışlar sapkın bakışlar kargaşan kavrayışlar üşümüş bekleyişler sezilmiş keşfedişler silkinmiş serzenişler peynirsiz gözlemeler çürümüş hebelekler arasında çırpınıp durmakta. bilinmeyen bi güç tüm delikanlılarımızı ezik tüm genç kızlarımızı gotik tüm web alemini gudik aşmışları itik bilmişleri bezik sermişleri etik kılmaya falan çalışıyo. ben de ...

  

hö?

İnsanlar belli bi bilinç düzeyini aştıktan sonra hep geri dönmek istermiş. Makul. Bence zaten bütün teoremler ya makuldur ya da aksak görünen bi yanları vardır ama neysedir. Herhangi bir şeyin üzerinde düşünecek kadar kabiliyetli diilim. Bilinç düzeyi kendiliğinden artar. Öyle ha diince olmaz heralde. Ama ben bilinç düzeyimi arttırıcam diye debelenen insanlar gördüm. Geçen biri sinemada arkama oturdu. Yanındaki kıza, bak bu filmin adı rey bredborinin kitabından esinle ...

  

Olabilir

Baktım böyle olmuyo. Kendimi geliştirmeye karar verdim. Bundan böyle kulaklarımı görme; burnumu işitme konusunda geliştiricem ve inanıyorum ki başarıcam. Dönücem koltuğumda ve diicem ki bi zamanlar beğenmediğiniz bu estafirildak kişisi şimdi bakın nasıl da maymuna döndü. Başarıcam. Zaten bu şartlarda başaramasam da başarıcam. ...

  

hey yavrum

Bugün bi gencimizin cep telefonu requiem for a dream melodisiyle çaldı. Ben de kaza eseri duymuş bulundum. Gençlerimizin idrak yetisi pek gelişmemiş gördüğüm kadarıyla. Olandan sonuca varma konusunda zerre kadar becerileri yok. Bilgi çağında yaşiip embesil olmanın tadı bambaşka. Kafalarına nerde kullancaklarını asla bilmedikleri şeyleri habire yükleyip orda burda mundar ediyolar. Beni de hasta ediyolar. Tabi bastılar çocuklara kırmızı başlıklı kızdan sadece annesinin ...

  

hüşrevpekmez*

Benim çok fazla boş vaktim var. Bu sayede boş vakitlerime insanlara söylemesem de olur şeyleri söylemeyi de söylediklerimin ardından günlerce düşünmeyi de sığdırabiliyorum. Bu sayede, her gün önünden geçtiğim yapma çiçekçideki iğrenç papatya demetinin nihayet satılmış olduğunu demek ki artık yapma çiçekçinin önünden geçerken o papatya demetine maruz kalmayacağımı sevinçle farkedecek kadar yapma çiçekçinin önünde dikilmeye vaktim var. Hatta yapma çiçeği ...

  

Gitar olsa çalardım şimdi

Günümüz Türk insanlarının kazanmaları gereken bi savaşları, korumaları gereken namusları falan olmadığından kendilerini müzik konusunda çok geliştirmişlerdir. Erkek fertlerimizin tümü gitar çalabilmekte, çalmayanlara hayvan gözüyle bakılmaktadır. Benim yolda yürürken gitar çalmayan bi erkek gördüğümde "Oha, oha bukalemuna bak!" dediğim çok olmuştur. Bu şartlar altında yaşayan günümüz bağyanlarının da haliyle, tercih yapması güçleşmiş, iyi gitar çalmakla ...

  

Mühim bence

Günümüz çağdaş toplumlarında bireylerin en önemli sıkıntısı şüphesiz ki hangi kasadaki kuyruğun daha önce biteceğidir. Sırf bu yüzden gençlerimize ortaöğrenim hayatları süresince hep olasılık, analitik geometri, "Okuduğumuzu anladık mı? Cevap verelim.", iklimin sümüklü böceklerin sümük yapısı üzerine etkileri konuları üstüne basa basa öğretilir. Ben de günümüz çağdaş toplumu bireyi olduğum için liseyi bitirdiğimde en çabuk bitecek kuyruğun tespiti ...

  

sanırım

insanlığın bi kısmı olarak biz artık böyle yaşiicaz. mümkün olduğunca saklanıp, en saklandığımız yerde daahi bi ressamın bizi bulup hüznümüzü, keyfimizi, neşemizi, sıkıntımızı falan resmetmesini beklicez. Ya da orda burda bulup kafamıza sokuşturduğumuz güpgüzel cümleleri hakedicek birilerini ariicaz. sürekli birilerinin ne kadar haklı olduğumuzu söylemesini ya da haksız olduğumuzu kafamıza çarpmasını umucaz falan. ...

  

hissi bunalımların perde arkasındaki hissedişin kafası karışırsa..

eğer kazara böyle bişey olursa hiçbişey olmaz. belki olur ama sanmam. sanmıyorum yani. ...

  

sucuklu sosis

sucuklu sosis aslında sucuklu sosistir. bu yüzden sucuklu sosis yediğinizde kendinizi sucuklu sosis yemiş gibi hissedersiniz. olağan karşılamalı, panik yapmamalısınız. zira sucuklu sosis yemek ve sucuklu sosis tadı almak çok normaldir. her kim sucuklu sosis yerse bilin ki sucuklu sosis tadı alır ve bundan gocunmaz. işte bu yüzden sucuklu sosis yerken mutsuz olmamalı; iyi ki sucuklu sosis yiyorum da dememelisiniz. çünkü altı üstü sucuklu sosistir. ...